Köşeyi tutanın tutarsızlıkları (Özkök ve Pripyat: İki yazı arasındaki benzerlik)


‘“Hürriyet gazetesindeki köşeniz aracılığıyla siz  fikirlerinizi geniş kitlelere yayma konusunda daha büyük imkanlara sahipsiniz. Ama, siz bu imkanı kötüye kullanamazsınız. Düşünce özgürlüğü her aklına geleni yazma özgürlüğü değildir…”

Agdam mescidiTürk medyasında son yıllarda Azerbaycan’ı karşıtı haber ve köşe yazılarının sayı hızla artıyor. Bu tip yazılar Türk kamuoyunda Azerbaycanın imajını zedelemeye hizmet ediyor. Ermenistan ile ilgili haberlerde ise kamuoynu etkisizleştirecek bir üslubun yeğlendiği görülüyor.

Konuyu takip edenler bilir, bu tip yazıların son örneği 19 Ocak 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök tarafından kaleme alınmıştır. “O sahneyi yeniden oynamış” adlı köşesinde bir kaç gün önce vefat eden gazeteci Mehmet Ali Birand’la bağlı anılarını anlatan Özkök, “Ermenilerin öldürüldüğü Pripyat’a ilk giren iki gazeteci bizdik” alt başlığıyla şu ifadelere yer veriyor: “Onunla birlikte çok büyük özel işler yapmıştık.1989 yılında Azerbaycan’da ermenilerin öldürüldüğü Pripyat şehrine olaylardan sonra giren ilk iki gazeteci bizdik. Pripyat Meydanı’nda olayı anlatırken video görüntülerini ben çekmiştim. O sırada bir Azeri gelip “Siz Mehmet Ali Birand’sınız” demişti. Dağlık Karabağ’dan kaçan göçmenlerden biriymiş. Oradayken Türk televizyonlarını seyredermiş. Oradan tanıyormuş”. Oxumağa davam et

Özkök’e yanıt: Pripyat yoktur, ama tıpkı onun gibi hayalet bir şehir var, Ağdam…


Türk medyasında son yıllarda Azerbaycan’ı karalayan, iki ülke arasındakı ilişkileri baltalayan haber ve özellikle köşe yazılarına sıkça rastlıyoruz, bu yazılarla Türk kamuoyu yanlış yönlendiriliyor. Ermenistan ile ilgili haberlerde ise kamuoynu etkisizleştirecek bir üslubun yeğlendiği görülüyor.

Bu tip yazıların son örneği 19 Ocak 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök tarafından kaleme alınmıştır. “O sahneyi yeniden oynamış” adlı köşesinde bir kaç gün önce vefat eden gazeteci Mehmet Ali Birandla bağlı anılarını anlatan Özkök, “Ermenilerin öldürüldüğü Pripyat’a ilk giren iki gazeteci bizdik” alt başlığıyla şu ifadelere yer veriyor: “Onunla birlikte çok büyük özel işler yapmıştık.1989 yılında Azerbaycan’da ermenilerin öldürüldüğü Pripyat şehrine olaylardan sonra giren ilk iki gazeteci bizdik. Pripyat Meydanı’nda olayı anlatırken video görüntülerini ben çekmiştim. O sırada bir Azeri gelip “Siz Mehmet Ali Birand’sınız” demişti. Dağlık Karabağ’dan kaçan göçmenlerden biriymiş. Oradayken Türk televizyonlarını seyredermiş. Oradan tanıyormuş”. Oxumağa davam et

Haberler çok iyi abi… Kendimizi ifşa ettik…


pripyatTürk medyasında son yıllarda Azerbaycan’ı karalayan, iki ülke arasındakı ilişkileri  baltalayan haber ve özellikle köşe yazılarına sıkça rastlıyoruz, bu yazılarla Türk kamuoyu yanlış yönlendiriliyor. Ermenistan ile ilgili haberlerde ise kamuoynu etkisizleştirecek bir üslubun yeğlendiği görülüyor.

Bu tip yazıların son örneği dün Hürriyet gazetesi  yazarlarından Ertuğrul Özkök tarafından kaleme alınmıştır. “O sahneyi yeniden oynamış” adlı köşesinde (19 ocak 2013) iki gün önce vefat eden gazeteci Mehmet Ali Birandla bağlı anılarını anlatan Özkök, “Ermenilerin öldürüldüğü Pripyat’a ilk giren iki gazeteci bizdik” alt başlığıyla şu ifadelere yer veriyor: “Onunla birlikte çok büyük özel işler yapmıştık.1989 yılında Azerbaycan’da ermenilerin öldürüldüğü Pripyat şehrine olaylardan sonra giren ilk iki gazeteci bizdik. Pripyat Meydanı’nda olayı anlatırken video görüntülerini ben çekmiştim. O sırada bir Azeri gelip “Siz Mehmet Ali Birand’sınız” demişti. Dağlık Karabağ’dan kaçan göçmenlerden biriymiş. Oradayken Türk televizyonlarını seyredermiş. Oradan tanıyormuş”. Oxumağa davam et

“Hepimiz Hocalıyız” diyebilmek…


Khojaly“Burada, ovadaki camiide Hakverdi Hacıyev kurşunlanmış çocukların, işkencelere maruz kalmış yaşlıların cesetlerini yıkarken, ellerinin Dağlık Karabağ uğrunda Ermenistan ile 4 yıldan bu yana sürdürülen, ilan edilmemiş savaşta Azerbaycan’ın yaşadığı acı  ve yenilgilere dokunduğunu düşünürsün. “26 Şubattan bu yana 200 ceset yıkadım”. Hakverd’inin dehşet içerisinde kefene sardığı başı kesilmiş erkek cesedi Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki öç alma ve intikam duygusunun  yeni tezahürüdür. Hakverdi diyor ki, cesetlerin bir kısmı tanınmaz halde olsa da, biz onları defn etmeliyiz…”

8 Mart 1992 tarihli New York Times gazetesinde yer alan yazıdan bir alıntıdır yukarıda okuduklarınız. Amerikalı gazeteci Klines, 5 Mart 1992 günü Ağdam’da kendi gözleriyle gördüklerini bu kelimelerle yazıya dökmüştü… Oxumağa davam et