“Hepimiz Hocalıyız” diyebilmek…


Khojaly“Burada, ovadaki camiide Hakverdi Hacıyev kurşunlanmış çocukların, işkencelere maruz kalmış yaşlıların cesetlerini yıkarken, ellerinin Dağlık Karabağ uğrunda Ermenistan ile 4 yıldan bu yana sürdürülen, ilan edilmemiş savaşta Azerbaycan’ın yaşadığı acı  ve yenilgilere dokunduğunu düşünürsün. “26 Şubattan bu yana 200 ceset yıkadım”. Hakverd’inin dehşet içerisinde kefene sardığı başı kesilmiş erkek cesedi Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki öç alma ve intikam duygusunun  yeni tezahürüdür. Hakverdi diyor ki, cesetlerin bir kısmı tanınmaz halde olsa da, biz onları defn etmeliyiz…”

8 Mart 1992 tarihli New York Times gazetesinde yer alan yazıdan bir alıntıdır yukarıda okuduklarınız. Amerikalı gazeteci Klines, 5 Mart 1992 günü Ağdam’da kendi gözleriyle gördüklerini bu kelimelerle yazıya dökmüştü…

Yabancı basının o gece hakkında yazdıkları çoğaltılabilir elbette. Şahidlerden ise daha vahim tüyler ürpetici hikayeler dinleyebilirsiniz….

25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan “o gece” bir kasaba bir kaç saat içerisinde yer yüzünden silindi… Azerbaycan devletinin açıkladığı resmi rakamlara göre 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla ihtiyar olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü  öldürüldü, 487 kişi ağır yaralandı, 1275 kişi rehin alındı, 150 kişi ise kayboldu… Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüş, hamile kadınlar ve çocukların işkencelere maruz kaldığı tespit edilmiştir.

Dağlık Karabağ savaşı sırasında gerçekleştirilen bu en kapsamlı sivil katliama dair bütün belge ve kanıtlar, şahitlerin anlattıkları  Hocalı katliamının Ermeniler tarafından yapıldığını kanıtlıyor. Facia, Ermenilerin geçmişte yaptıkları ile birlikte ele alınır ve değerlendirilirse, işkence metodlarının 20. yüzyılın başlarında Anadolu’da Ermeni çeteleri tarafından kullanılan metodlar ile birebir örtüştüğü görülür.  “Su uyur, düşman uyumaz” misali fırsat kollayan, her zaman tetikte bekleyen Ermeniler bu tür işkence metodlarıyla tarih sahnesine barış ortamlarında değil de, genellikle bölgede ya da yerleştikleri ülkede siyasi-ekonomik kriz ve savaşların yaşandığı dönemlerde ortaya çıkarlar. 1915 yılında Ermeni çeteleri sistemli bir şekilde Türk yerleşim yerlerini işgale ve soykırıma başladığında Çanakkale savaşları sürüyor, Osmanlı Ruslarla savaşıyordu. 1988 yılında Karabağ olayları başladığında çözülme sürecine giren Sovyetler Birliği çoktan ekonomik ve siyasal krize sürüklenmişti.

Bü tür terör olaylarının nihai amacı büyük güçlerin Türkiye’ye baskı yapmasını sağlayarak, “3T” (Tanıma, toprak, tazminat) planını ve “Büyük Ermenistan” hayalini gerçekleştirmektir. Ermenisan yalnızca Azerbaycan’a karşı değil, Türkiye’ye karşı da toprak iddiaları ileri sürmekte, üstelik toprak iddiaları bu ülkenin İstiklal Beyannamesi’nde de resmen yer almaktadır.

Türkiye ile Azerbaycan’ın yaşadığı acılar, karşılaştığı sorunlar aynıdır. Farkında mısınız, dünyanın her hangi bir noktasında kabul edilen uydurma ermeni soykırımı kararları Azerbaycan’ın da aleyhinedir, Azerbaycan’ın bağımsızlığına tehlikedir. Bu kararları kabul edenler uydurma soykırımın arkasına saklananların gerçek soykırımı daha 20 yıl önce, Hocalı’da, bütün dünyanın gözü önünde yaptığını biliyor mu? Azerbaycan tam 20 yıldır bu katliamı ve gerçekleri dünyaya anlatmak için çırpınıyor, mücadele ediyor. Bu facia, Türkiye’ye karşı ileri sürülen uydurma soykırım iddiasını çürütebilmek için yakın tarihimizde yaşanan en iyi örnek değil mi? Bu sebeple “Bir millet, iki devlet” olarak dünyayı zehirli “örümcek toru” misalı sarıp sarmalayan ermeni lobisi ve onların himayedarlarına karşı birleşmeli, iddiaları birlikte çürütmeli, tehlikeleri birlikte def etmeliyiz.

Fakat gelin görün ki, son yıllarda Türk medyasında zaman zaman Azerbaycan’ı karalayan, iki ülke arasındakı ilişkilere zarar veren ve baltalayan haber ve köşe yazılarına sıkça rastlanmakta, bu yazılarla Türk kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir. Ermenistan ile ilgili haberlerde ise kamuoynu etkisizleştirecek bir üslup yeğlenmektedir.  Binlerce kişinin İstanbul sokaklarında “Hepimiz Ermeniyiz” diye yürümesi de aslında bu etkisizleştirme politikasının bir parçasıdır.

Yok, eğer biz yanılıyorsak ve siz bu sloganla Türk’ün yüceliğini dünyaya haykırmak istiyorsanız, 26 Şubat günü, Hocalı katliamının 20. yıldönümünde en azından kendi içinizde bu kez de “Hepimiz Hocalıyız” diye bağırın. Bunun için sokağa, Taksım’e çıkmanıza da gerek yok.

Yok ama, Ermenistan ile olan problemini her kes kendisi çözsün diyorsanız, yanlış yoldasınız.  Çünki, 20. yüzyılın başlarında Anadolu’da yaşananların tekrarı olan Hocalı faciası gelecekte yapılacak soykırımların da habercisidir. Bu sebeple, her zaman ve her yerde Türkiye ile Azerbaycan yan yana, omuz omuza olmalıdır…

Şehidlerimize Allahtan rahmet diliyorum…

Ruhları şad olsun…

Lale Dilanova

14 Şubat 2012, Azerbaycan – Bakü

Advertisements

Cavab qoy

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma